10 12 2014

Bepanthol Cilt Bakım Kremi

Merhaba,


Kışın gözlenen kuruluk cildimizi ne kadar korumaya çalışsak da yıpratıyorken ve hava değişimi sebebi ile cildimiz çatlamış ya da kızarmışken size bana çok iyi gelen bir üründen bahsetmek istiyorum:  Bepanthol cilt bakım kremi.  



Sanıyorum en çok bilinen kremlerden biri Bepanthol Cilt Bakım Kremi. Bu yazıda yer vereceğim, Bepanthol Ailesi’nden, su bazlı Bepanthol Cilt Bakım Kremi. Eczanelerde satılıyor.
Yalnızca yazın güneş ve deniz/havuzdan etkilenen cilde değil, aynı zamanda kış aylarında pul pul olup dökülen, kızaran, çatlayan ve gerginleşen cilde tam bir nem bombardımanı olarak Bepanthol  Cilt Bakım Kremi imdada yetişiyor. Bana en sık sorulan sorulardan biri "Cildim pul pul oluyor, üstüne makyaj yaptığımda çok kötü görünüyor. Ne kullanmalı?" şeklinde oluyor. Bu gibi durumlarda Bepanthol gerçekten güzel bir yardımcı.
Benim Bepanthol Cilt Bakım Kremi ile tanışmam lazer epilasyonda bana yardımcı olan hemşiremin önerisi ile oldu. Bilenler bilir, lazer sonrası cilt oldukça kızarır, kurumaya meyillenir ve kabuklanma gibi etkiler gözlenir. Gerçekten Bepanthol  cildimi çok rahatlatıyor, canlandırıyor ve onarıyor.
Benim ellerim ve dudaklarım çok kurur. Özellikle dudaklarıma gün içinde defalarca dudak bakım kremi uygulamam gerekir. Aksi halde kabuk kabuk , sürekli soyulan dudaklarla dolaşırım. Bepanthol Cilt Bakım Kremi dudaklarımın ihtiyacı olan nemi fazlası ile sağlıyor. Dudak gibi kritik bir bölgede ve yüzümde Bepanthol Cilt Bakım Kremi'ni güvenle kullanmamın birkaç sebebi var :

  • Ürün paraben, parfüm, renklendirici gibi zararlı içerikler barındırmıyor. Böylece ürünü kullanırken bana zarar verir mi endişesi yaşamıyorum.
  • Cildim ürünü hemen emiyor. Yağlı, parlak, yapış yapış bir his bırakmıyor.
  • Ürün içeriğinde  saç ve cilt sağlığı için önemli olduğu bilinen Provitamin B5 var.
  • Ürün su bazlı olduğu için tüm cilt tipleri, hatta yağlı cilde sahip kişiler bile rahatlıkla kullanabiliyor.
  • Ben Bepanthol Cilt Bakım Kremi'ni günlük yüz nemlendiricisi olarak kullanmıyorum. Kuruma, gerginlik, kızarıklık, pul pul dökülme gibi cildimin ekstra desteğe ihtiyaç duyduğu durumlarda kullanıyorum ve ertesi gün cildimin çok hızlı bir şekilde normale döndüğünü görüyorum.
  • Bepanthol Cilt Bakım kremi çok uygun fiyatlı bir ürün. 30 gramlık ürünün tavsiye edilen satış fiyatı 9.25 TL.
  • İçeriği temiz, etkili ve uygun fiyatlı bir krem bulmak oldukça zor. Bu üç özelliği de barındırıyor olmasından dolayı Bepanthol Cilt Bakım kremi benim vazgeçilmezlerim arasında.
Bepanthol Cilt Bakım kreminin yapısı oldukça hafif. Cildime az bir miktarı dairesel hareketlerle uyguluyorum. Birkaç saniye içinde cildim ürünü emmiş ve yumuşamış hale geliyor. Ürünün belirli, net bir kokusu yok. O kadar hafif bir kokusu var ki, hiç kokmuyor bile diyebilirim.
Özellikle kış aylarında çatlayan ve kızaran cildimi Bepanthol krem ile yeniliyor ve bakıyor olacağım. Benim çok severek kullandığım bu ürünü size de gönül rahatlığı ile öneriyorum.

22 09 2014

Hediye Etkinliği {YSL, Chanel, Benefit, The Balm}

     Herkese merhaba,

     Youtube kanalımın 30.000 takipçiye ulaşmasının şerefine harika bir yarışma düzenledim.

     Kazanabileceğiniz ürünler;
  • YSL Kiss & Blush {3 numara}
  • Chanel oje {18 numara Rouge Noir}
  • Benefit PoreFessional Agent Zero Shine pudra {Yazısı burada}
  • Benefit They're Real rimel {Yazısı burada}
  • Benefit Creaseless Shadow {Birthday Suit}
  • The Balm Put a Lid On It far bazı



     Yarışmaya katılmak için Youtube kanalıma abone olup, yarışma videosunun altına herhangi bir yorum yazmanız yeterli. Buraya tıklayarak Youtube kanalıma abone olabilirsiniz.

     Herkese bol şans !

21 07 2014

Biraz Konuşalım mı?

     Aslında başlığa biraz dertleşelim mi yazacaktım ama sonra düşündüm ki ortada bir dert yok. (Çok şükür.)

     Uzunca bir süredir aklımda olan ancak ne kadar düşünsem de tam olarak yanıtını bulamadığım bir şeyler var. Ve biliyorum ki yanıtlar yalnızca sizde yani beni yıllardır takip edenlerde gizli.

     5 yıldan fazla bir süredir blog yazıyorum. İlk yazımdan bugüne çok şey değişti. Her şeyden önce ben büyüdüm. Hayatım, sıfatlarım, yaşamım, fiziğim, kısacası her şey değişti. Değişmeyen yegane şeylerden biri benim kozmetik ve makyaja olan düşkünlüğüm sanırım.

     Makyaja ilk başladığımda çok az ürünüm ama çok fazla vaktim ve hevesim vardı. Aplikatör ve süngerle makyaj yapar ama çok mutlu olurdum. Şimdi onlarca fırçam, bir oda dolusu malzemem var ve yine makyaj yapmaktan büyük keyif alıyorum. Dahası başkalarına da makyaj yapıyorum. Binlerce şükür...

     Her zaman sorulara, yorumlara, maillere,... yanıt veremesem de takip ediyorum. Yaklaşık 2 yıldır sürekli aynı eleştiriye maruz kalıyorum : "Eskisi gibi samimi değilsin."

     Kendi kendime soruyorum, ne değişti diye, yanıt bulamıyorum. Üniversiteyi bitirdiğim yıl hem yüksek lisansıma başlamış, hem de hafta sonları bir etüt merkezinde çalıştığımı hatırlıyorum. Üniversite son sınıfta ve söz ettiğim o yılda makyaja, bloga ayıracak o kadar çok vaktim vardı ki... Haftanın her günü farklı bir makyaj yapar, en basitinden fotoğrafını eklerdim. Şimdi öyle değil... Değişen tek şey benim vakitsizliğim oldu. Ama "Eskisi gibi samimi değilsin." yorumu hiç değişmedi... 

     Yazı yazarken, video ile kendimi canlı canlı göstermezken insanlar beni sadece okurdu. Ekranda gördükleri fotoğraftaki kızı zihninde bir yere koyar, ona bazı sıfatlar yakıştırır, kendi belirlediği sıfatlarla o kızı severlerdi. Ne zaman ki canlı canlı beni gördüler, zihnindeki kız ile benim aynı kişi olmadığımı farkettiler, o zaman "Eskisi gibi samimi değilsin." demeye başladılar. 

     Peki, samimiyet ne demekti? Hiç tanımadığın, sadece makyajlarını gördüğün, arada bir bilgisayarının ekrarından makyaj yaparken videosunu izlediğin birinin samimi olup olmadığını nasıl anlarsın? Gerçekten yanıtını çok merak ettiğim iki soru bunlar. N'olur birileri yanıtlasın.

     Siz beni izler, olumlu ya da olumsuz eleştiride bulunurken benim büyümeme destek oldunuz. Yeri geldi beni yere düşürdünüz, yeri geldi elimden tutup yerden kalkmama yardımcı oldunuz. Ama hep bildim ki bu eleştiriler benim daha iyi olabilmem içindi.

     Azınlıkta olan bir grup ise benden nefret etti. Onlara hiçbir kötülüğüm dokunmadı, biliyorum. Onlar aslında kendinden nefret eden, olumsuz duygular ile beslenen insanlardı ve öfkeleri benimle ya da yaptığım işle ilgili değildi. Bunu anlamam yıllarımı aldı. Bana, aileme, sevdiklerime küfürler yağdırırken, gizli isimler arkasına sığınıp içlerindeki öfkeyi kusarken, yeri geldiğinde bir saniye bile vicdanlarına, akıllarına sığınmadan beni işimden bile edebilecek hareketlerde bulunurken aslında benden değil, kendilerinden intikam aldıklarının farkında değillerdi.  

     Ben, sadece hayatımı yaşıyorum diğer tüm insanlar gibi. Biliyorum ki pek çok insanın hayalini kurduğu bir hayat bu. Aç, susuz, fakir, huzursuz, savaşta, hastanede yaşayan pek çok insan var. O yüzden halime bir kez daha şükrediyorum. Benden daha zor koşullarda yaşayan insanların varlığından haberdarım. Benden daha iyi yaşayan, lüks, sefa, zenginlik içinde yüzen insanlar da var biliyorum. Ancak gücümün yettiğinden fazlasını istemiyorum. Çünkü hep "çok"lardan korkmuşumdur.

     Yaklaşık 2 yıldır bana gelen olumsuz eleştirilerden hiç bahsetmiyorum. Eskiden yazar, sitem eder, destek isterdim. Artık yapmıyorum. Bir faydası yok, biliyorum. Ancak bilin ki, beni tüm sıfatlarımdan bağımsız bir insan olarak çok yaralayan şeyler yaşayabiliyorum. Çocuğum olmadığını, öğretmenlikten bihaber olduğumu, makyajla ilgilenmekten çocuk eğitemediğimi, gördüğü her lüks ürünü alıp göze sokacak kadar görgüsüz olduğumu, köylü olduğumu, evlenince sınıf atladığımı sandığımı,... bu yorumları görür, okur, duyarken canımın ne kadar yandığını anlatamam size. Madalyonun tek yüzü var sanıyor insan ama öyle değil. Ben blogger / vlogger / instagrammer olurken tüm bunları göze aldım. Şikayet de etmiyorum çünkü sosyal medyada yaptığım işin böyle bir getirisi var. Bunu bilerek yola çıktım ve kabul ediyorum.

     Ancak tek bir noktada tıkanıyorum. "Eskisi kadar samimi değilsin." cümlesinin altında ne yatıyor, anlayamıyorum. Lütfen anlamama yardımcı olun. Bana övgüler yağdırın diye yazmıyorum bunları, övgü beni daha iyi bir yere taşımıyor çünkü. İster adsız, ister herhangi bir isimle lütfen biraz da siz konuşun. Eskiden olan, şu an olmayan; eskiden hissedip, şu an hissetmediğiniz şey ne lütfen paylaşın benimle. Yorumları okumak benim için çok kıymetli çünkü.

     Sevgiler,
     Hacer
    

10 07 2014

Ellis Faas Cosmetics Ürünleri {Milky Lips Ruj}

     Bugünün yazısı geç de olsa yayında :)

     Ellis Faas rujlarından bir diğer seri olan Milky Lips serisinin oldukça soluk bir tonu L206 - Nude Brown'u ağırlıyoruz.


     Milky Lips serisi, oldukça pigmentli, parlak yapıda rujlardan oluşuyor. İçeriğinde E vitamini, balmumu ve erik tohumu esansı bulunduğu için dudaklara nem veriyor.



     Ürünün kapağını açtığımızda sık, kısa taklon kıllardan oluşan fırça ile karşılaşıyoruz. Yine diğer Ellis Faas ürünleri gibi ürünün arkasındaki bölmeyi çevirdiğimizde fırçaya ruj geliyor. İlk kullanım için pek çok kez çevirmek gerekti. Fırçanın kısa ve sık kılları uygulamayı kolaylaştırdı.


     Yine ürünü ilk kez bileğimde denedim. Çok kolayca sürüldü. Az bir miktar ile bileğimi boyayabildim. Bereketli bir ürün yani :) Bir parlatıcı kadar olmasa da parlak bir bitişi var.


     Kendi dudağımda duruşunu fotoğraflayamadım. Ancak internetten aldığım bir görseli paylaşmak istiyorum.

http://rakhshanda-chamberofbeauty.blogspot.com.tr/2012/09/2-more-gorgeous-ellis-faas-lips.html adresinden alıntıdır.




     Bu ruju yapı ve sürüm olarak çok sevdim ama rengi hiç sevmedim. Aslına bakarsanız asla sürebileceğim bir renk değil. Benim dudak rengim ile birleşince ortaya oldukça soluk, kahverengi ile bej arasında bir renk çıktı. Biraz renkli dudak kalemi, başka tonlarda ruj ya da parlatıcı ile karıştırıldığında belki kullanılabilir duruma gelir. Ancak bu hali ile kullanamam sanırım. Bir diğer ihtimal olarak bu ürünü göz makyajımda kullanıp performansını tecrübe etmek istiyorum çünkü harika bir far rengi olabilir :)

     Bugünlük bu kadar... Yarın yeni bir yazıda görüşmek üzere...