15.09.2012

Biraz Dedikodu : Sosyal Medya Gerçekleri

     Son zamanlarda yaşadığım iki talihsiz olayı sizinle paylaşmak, biraz dertleşmek istiyorum bu sefer.

     3 yılı aşkın süredir Makyaj Günlüğü'nü yazıyorum. En eski kozmetik bloglarından biriyim. Herkes yüzünü saklıyor, bulanıklaştırıyor, sadece göz/dudak/tırnağını paylaşıyorken makyaj videosu çeken ilk blogger ben oldum. Bu konuda başarılı olup olmadığımı değerlendirmiyorum ama bu kadar takip edilmemin çektiğim videoların sonucu olduğunun farkındayım. 

     Hal böyle iken sosyal medyada reklamını yapmak isteyen firmalar ile sıklıkla iletişim içindeyim. Kargo firmaları ile kanka olmuş, benim adıma kargolarımı teslim alan güvenlik görevlileri ile bugün de kargo var diyalogları yaşar haldeyim. 

     Bana firmalar; "Okuyucularınıza x ürünümüzden hediye etmek istiyoruz." ya da "Blogunuzda sitemizden/ürünlerimizden bahseder misiniz?" dedikleri zaman, "Denediğim ve güvenirliğine inandığım şeyleri okuyucularım ile paylaşırım. Bu nedenle insanlara önermeden önce ben kullanmalıyım." diyorum. Biliyorum ki beni okuyan, görüşlerime güvenerek ürün seçen pek çok insan var. Hiçkimsenin benim sözüme güvenerek bir ürün aldıktan sonra tatsız bir şey yaşamasını istemem.

     Bazılarına göre çok hoş olan bu durum bazen can sıkıcı da olabiliyor. Evimde hangi çekmeceyi açsam "x" firmanın "y" ürününün testerını ya da tam boyunu görüyorum. Tanıtım yazısı için gönderilen milyon tane ürünü kullanmak, fotoğraflamak, yazısını hazırlamak sanıldığı kadar da eğlenceli olmayabiliyor. Şu anda bana tanıtım için gönderilen o kadar çok ürün var ki... Yalnızca bu ürünlerin tanıtım yazılarını yazsam, "Aaa Hacer, sen de blogu iyice reklama döndürdün, artık yazılarına, samimiyetine güvenmiyorum." denileceğinden şüphem yok. Çünkü okuyucu olarak yalnızca/ağırlıklı olarak tanıtım yazısı yazan blogları samimi bulamıyorum. 

     Gönderilen ürünlerin yanı sıra sosyal medya çakallığı olarak adlandırdığım durumlar da var, ki bunları sizinle paylaşmaktan çekinmiyorum. Birkaç örnek vermek gerekirse ;
  • Biz size "x" ürünümüzden gönderelim ama siz blogunuzda ürünü kendi paranızla aldığınızdan bahsedin. Böylece diğer blogger'lar bize de gönderin diye bizi sıkıştırmasınlar.
  • Biz size "x" ürünümüzden gönderelim ve tanıtım yazınızda şu anahtar kelimeleri de kullanın, böylece Google arama sonuçlarında direkt markamıza ulaşsınlar.
  • Biz size hediye çeki gönderelim, sitemizden alışveriş yapın. Ama alışverişi kendi paranız ile yaptığınızdan bahsedin. Böylece sitemize güvenirliği artıralım... gibi pek çok okuyucuyucu kandırmaya yönelik teklifle gelen firma oluyor. Şahsen kendilerince haklı olduklarını kabul etmek ve bu görüşlere saygı göstermek gerekir diye düşünüyorum.    

     Anlatmak istediğim şeyler iki firma ile ilgili. Yazılarda firmalara ya da markalara yer vermeyeceğim. Sadece zihniyetin rahatsız ediciliğinden bahsetmek istiyorum.

     "X" firması bir ojenin Türkiye temsilcisi ve dağıtımcısı. Bu ojeyi uygulayan merkezler yalnızca İstanbul'da mevcut. Bilmeyenler için ben İzmir'de yaşıyorum. Firma bana ojelerinden gönderiyor ve sonra şu teklifte bulunuyor. "Ojeleri kendi paranızla aldığınızı ve kuaförde uygulatmanıza rağmen uygulamayı evde kendi kendinize yaptığınızı yazmanızı istiyoruz." Yani ben yalnızca İstanbul'da özel merkezlerde uygulanan bu ojeyi, hayatında oje sürmemiş bir insan olarak Allah vergisi bir yetenekle evde uygulayacak ve okuyucuları İstanbul'daki merkezlere yönlendireceğim. Mantık hatası üstüne hata... Bu mailleşmeler gerçekleşirken ben yaz tatilindeyim. İş yerime gönderilen ojeleri 1 ay sonra alabileceğim. Bunu firmaya belirtmeme rağmen firma ojeleri gönderdikten sonra her gün bana mailler atıyor, telefonlar açıyor. Ne zaman oje ile ilgili yazıyı hazırlayacağımı soruyor. Ben de kendilerine yaz tatilinde olduğumu ve ojeleri 1 ay sonra alabileceğimi, yazıyı da ojeleri sürdükten sonra hazırlayabileceğimi söylüyorum. Ama nafile, mailler, telefonlar devam ediyor. 1 ay sonra iş yerime gidip de ojeleri aldığım gün bana firmadan yeni bir telefon geliyor. "Hacer Hanım ojelerimizi geri göndermenizi istiyoruz." Canıma minnet diyorum, ojeleri hemen kargoya verip geri gönderiyorum...

     İkinci olay, benim için ilkinden çok daha vahim ve acı... "X" PR firması "Y" markasına ait pek çok kozmetik ürünü koskoca bir kutu içinde bana gönderiyor. Ben merakla kutuyu açıyorum ve kutu içinden kullanılmış pek çok kozmetik ürün çıkıyor. {Kullanılmış farlar, üzerinden yazısı silinmiş fondöten, emniyet şeridi açılmış ruj,...} Hayret olmuş şekilde bu olayı başka bir blogger arkadaşıma anlatırken, ondan daha acı bir şey duyuyorum. Aynı kullanılmış ürünlerin ona da gönderildiğini, konu ile ilgili PR firmasına mail attığını, firmadan "Siz ürünleri bize gönderin, biz onları gönderecek başka bloggerlar buluruz." şeklinde cevap geldiğini anlatıyor. 

     Söz konusu makyaj/kozmetik/moda olduğu zaman hızla yükselmek istiyorsanız size önerim markalar/PR'cılar ile ilişkilerinizi iyi tutmanız. Çünkü maalesef ülkemizde profesyolen iş yapan insan sayısı pek az. Eş dost ile PR'cılık oynayanların cirit attığı bir ortam söz konusu.

     Yeni blog açanlara ya da açmayı düşünenlere söylemek istediğim birkaç şey var. Her şey dışarıdan göründüğü kadar eğlenceli değil. Ben blog açayım, firmalar bana ürün yağdırsın, kullanayım, kozmetiğe para harcamayayım şeklinde yürümüyor işler. Ben tam zamanlıi düzgün emek harcamasam da Makyaj Günlüğü için 3 yıldan fazla zaman harcadım. Toplamda 10.000'den fazla takipçiyi bir günde elde etmedim. Bugüne kadar hiçbir markaya/kişiye/PR'a bana ürün gönderin diye yazmadım. Bana gelen ürünleri kabul ettim. Beğendiklerimi sizinle paylaştım, beğenmediklerimi de açık dille yazdım{Örn : Farmasi}. Çok rica ediyorum ürün için yalvararak firmaların burnunu kaldırıp, böyle saygısız davranışlarına yardımcı olmayın. Bunu yapan çok fazla insan olmalı ki, firmalar kullanılmış ürünleri gönderecek, gönderdiği ürünü geri isteyecek cesareti kendinde bulabililiyorlar.

     Kimine göre blog yazmak ciddiye alınmayacak bir iş. Belki de ben bazı konularda fazla hassas davranıyorum, özen gösteriyorum. Bu iki olay beni çok rahatsız etti ve sizinle paylaşmak istedim...