21.07.2014

Biraz Konuşalım mı?

     Aslında başlığa biraz dertleşelim mi yazacaktım ama sonra düşündüm ki ortada bir dert yok. (Çok şükür.)

     Uzunca bir süredir aklımda olan ancak ne kadar düşünsem de tam olarak yanıtını bulamadığım bir şeyler var. Ve biliyorum ki yanıtlar yalnızca sizde yani beni yıllardır takip edenlerde gizli.

     5 yıldan fazla bir süredir blog yazıyorum. İlk yazımdan bugüne çok şey değişti. Her şeyden önce ben büyüdüm. Hayatım, sıfatlarım, yaşamım, fiziğim, kısacası her şey değişti. Değişmeyen yegane şeylerden biri benim kozmetik ve makyaja olan düşkünlüğüm sanırım.

     Makyaja ilk başladığımda çok az ürünüm ama çok fazla vaktim ve hevesim vardı. Aplikatör ve süngerle makyaj yapar ama çok mutlu olurdum. Şimdi onlarca fırçam, bir oda dolusu malzemem var ve yine makyaj yapmaktan büyük keyif alıyorum. Dahası başkalarına da makyaj yapıyorum. Binlerce şükür...

     Her zaman sorulara, yorumlara, maillere,... yanıt veremesem de takip ediyorum. Yaklaşık 2 yıldır sürekli aynı eleştiriye maruz kalıyorum : "Eskisi gibi samimi değilsin."

     Kendi kendime soruyorum, ne değişti diye, yanıt bulamıyorum. Üniversiteyi bitirdiğim yıl hem yüksek lisansıma başlamış, hem de hafta sonları bir etüt merkezinde çalıştığımı hatırlıyorum. Üniversite son sınıfta ve söz ettiğim o yılda makyaja, bloga ayıracak o kadar çok vaktim vardı ki... Haftanın her günü farklı bir makyaj yapar, en basitinden fotoğrafını eklerdim. Şimdi öyle değil... Değişen tek şey benim vakitsizliğim oldu. Ama "Eskisi gibi samimi değilsin." yorumu hiç değişmedi... 

     Yazı yazarken, video ile kendimi canlı canlı göstermezken insanlar beni sadece okurdu. Ekranda gördükleri fotoğraftaki kızı zihninde bir yere koyar, ona bazı sıfatlar yakıştırır, kendi belirlediği sıfatlarla o kızı severlerdi. Ne zaman ki canlı canlı beni gördüler, zihnindeki kız ile benim aynı kişi olmadığımı farkettiler, o zaman "Eskisi gibi samimi değilsin." demeye başladılar. 

     Peki, samimiyet ne demekti? Hiç tanımadığın, sadece makyajlarını gördüğün, arada bir bilgisayarının ekrarından makyaj yaparken videosunu izlediğin birinin samimi olup olmadığını nasıl anlarsın? Gerçekten yanıtını çok merak ettiğim iki soru bunlar. N'olur birileri yanıtlasın.

     Siz beni izler, olumlu ya da olumsuz eleştiride bulunurken benim büyümeme destek oldunuz. Yeri geldi beni yere düşürdünüz, yeri geldi elimden tutup yerden kalkmama yardımcı oldunuz. Ama hep bildim ki bu eleştiriler benim daha iyi olabilmem içindi.

     Azınlıkta olan bir grup ise benden nefret etti. Onlara hiçbir kötülüğüm dokunmadı, biliyorum. Onlar aslında kendinden nefret eden, olumsuz duygular ile beslenen insanlardı ve öfkeleri benimle ya da yaptığım işle ilgili değildi. Bunu anlamam yıllarımı aldı. Bana, aileme, sevdiklerime küfürler yağdırırken, gizli isimler arkasına sığınıp içlerindeki öfkeyi kusarken, yeri geldiğinde bir saniye bile vicdanlarına, akıllarına sığınmadan beni işimden bile edebilecek hareketlerde bulunurken aslında benden değil, kendilerinden intikam aldıklarının farkında değillerdi.  

     Ben, sadece hayatımı yaşıyorum diğer tüm insanlar gibi. Biliyorum ki pek çok insanın hayalini kurduğu bir hayat bu. Aç, susuz, fakir, huzursuz, savaşta, hastanede yaşayan pek çok insan var. O yüzden halime bir kez daha şükrediyorum. Benden daha zor koşullarda yaşayan insanların varlığından haberdarım. Benden daha iyi yaşayan, lüks, sefa, zenginlik içinde yüzen insanlar da var biliyorum. Ancak gücümün yettiğinden fazlasını istemiyorum. Çünkü hep "çok"lardan korkmuşumdur.

     Yaklaşık 2 yıldır bana gelen olumsuz eleştirilerden hiç bahsetmiyorum. Eskiden yazar, sitem eder, destek isterdim. Artık yapmıyorum. Bir faydası yok, biliyorum. Ancak bilin ki, beni tüm sıfatlarımdan bağımsız bir insan olarak çok yaralayan şeyler yaşayabiliyorum. Çocuğum olmadığını, öğretmenlikten bihaber olduğumu, makyajla ilgilenmekten çocuk eğitemediğimi, gördüğü her lüks ürünü alıp göze sokacak kadar görgüsüz olduğumu, köylü olduğumu, evlenince sınıf atladığımı sandığımı,... bu yorumları görür, okur, duyarken canımın ne kadar yandığını anlatamam size. Madalyonun tek yüzü var sanıyor insan ama öyle değil. Ben blogger / vlogger / instagrammer olurken tüm bunları göze aldım. Şikayet de etmiyorum çünkü sosyal medyada yaptığım işin böyle bir getirisi var. Bunu bilerek yola çıktım ve kabul ediyorum.

     Ancak tek bir noktada tıkanıyorum. "Eskisi kadar samimi değilsin." cümlesinin altında ne yatıyor, anlayamıyorum. Lütfen anlamama yardımcı olun. Bana övgüler yağdırın diye yazmıyorum bunları, övgü beni daha iyi bir yere taşımıyor çünkü. İster adsız, ister herhangi bir isimle lütfen biraz da siz konuşun. Eskiden olan, şu an olmayan; eskiden hissedip, şu an hissetmediğiniz şey ne lütfen paylaşın benimle. Yorumları okumak benim için çok kıymetli çünkü.

     Sevgiler,
     Hacer